GÜNAY GÜNER

28/4/2009 - PATİKA DERGİSİNİN 65. SAYISI YAYIMLANDI.


*  Nisan,  Mayıs,  Haziran  2009  *  65.  Sayı  *  19.  Yıl  *


 
















Web: www.patikadergi.com                               E-posta: patikadergisi@yahoo.com                                          


 

Kapak Resmi: A. CELAL BİNZET.


İnceleme-Araştırma: AMBROSE BİERCE Üzerine > HÜSEYİN İÇEN, ADALET AĞAOĞLU’nun “Fikrimin İnce Gülü”nde Toplumsal Dönüşüm > GÜNAY GÜNER, ADNAN BİNYAZAR’ın Romanları > HÜSEYİN ALTUNYA, Alemdağ’da Var Bir Yılan: Bir SAİT FAİK Öyküsü Çözümlemesi > MÜNEVVER OĞAN, Türkiye ve Türkçe Özlemi Sağanağında “Eskici” Hikâyesi  > ÖMER KEMİKSİZ, “Tutar Ellerinden Kaldırırsın Adı Kötüye Çıkmış Tüm Sözcükleri” CEMAL SÜREYA Şiirinde Aşk ve Kadın Bedeni > ÖZLEM SEZER.


Söyleşi: SEVİM AK ile Söyleşi  > PATİKA.  


Gezi: Gezi Notları/m 1 Almanya’da Bir Sorun Bin Açıklama > TACİM ÇİÇEK.  


Çeviri:  Edebi Motif: Bir Tanım ve Değerlendirme WİLLİAM FREEDMAN > FUNDA ÖZŞENER.


Deneme: Bırakılmış Biri: ORHAN DURU > MUZAFFER İLHAN ERDOST, CEYHUN ATUF KANSU’yu Anarken > DAVER DARENDE, Gerçekçi Edebiyatımızda Yeni Bir Adres: “ABDULLAH BAŞTÜRK İşçi Edebiyatı Yarışması” ve “Umut Direniyor” Romanı > REMZİ İNANÇ.


Öykü: Tül > NİLÜFER ALTUNKAYA, Pastoral Aşk > SUNA DÜNDAR, Adem’in Elması > GİZEM KODAK, Apartman Çocukları > ÖZLEM YILDIZ, Nano Öyküler > SULTAN SU ESEN, Kaçış Planı > ALİ YILDIZ. 


Müzik: Ölümünün 200. Yılında Klasik Senfoni Biçiminin Öncüsü: FRANZ JOSEPH HAYDN > SERDAR ONGURLAR, Türkünün Çağdaş Devrimcisi: ÂŞIK MAHSUNİ ŞERİF > ÖNER YAĞCI.


Sinema: Kriz ve Sinema > SERHAN EVYAPAN, “Çöküş (Downfall)” Filminde Erkek Temsili > LOKMAN ZOR, Türkiye’de Sinema Dergiciliği > HALUK GÜNİZ.  


Şiir: Güz için Prelüdler > AHMET ADA, Göçmen Bürosu >  ERSAN ERÇELİK, Kilci Kervanı > ERTUĞRUL ÖZÜAYDIN, Sancı Fabrikası >  MUSTAFA ERGİN KILIÇ, Yıldızlara Savrulan Kılıç > VOLKAN HACIOĞLU, Reşâkat Hanım > ABDULLAH ŞEVKİ, Ağaç Açlığı > MELEK AVCI,  Kadın > ÖZGÜR ÖZMERAL, Dantel Perde > SERDAR ÜNVER, Öteki Gözlerim > SEDEF ÜNAL, Nehir >  ZEKİ YARAMAZ, Aydın Karanlığı > MEHMET KIYAT, Taklak  > MURAT SAYIM, Renk İdim/Beyaz > TÜRKER ÖZŞEKERLİ.  


Kitap Tanıtım:  Yüzümdeki Nehir > UMUT YAŞAR ABAT, Hiçliğin Kırık Adresinde Üç Şair, Üç Kitap > BURAK TOKCAN.


Derleme: Düşünenler Ne Düşünüyor? > HÜSEYİN İÇEN.


Günce: Kış Günlüğü > ERTUĞRUL ÖZÜAYDIN.


Karikatür: NEZİH DANYAL.


Desen: ALİ YILDIZ.



 

* 96 sayfalık Patika Dergisi’nin 65. sayısı, kitabevleri ve gazete bayilerinde... * 

Tüm hakları saklıdır © Copyright 2006-2008
yok YorumYorum yaz!Bağlantı

7/11/2008 - 7 KASIM ... İLHAN ERDOST







İLHAN'IN ANISINA TÜRKÜLER


Senli benli buğday çocuk
Nerden başlasam bilemiyorum
Taşıtlar seçenek değil artık
Ayrıca cesaretim de yok

Bir bardak su içsem şimdi
Yaralarımdan dökülür
Gün ki yıkımlar günüdür
Boştur ne söylesem şimdi

Birini görüyorum kalabalıkta
o adam işte sana benziyor
Ama sana nasıl da benziyor
Binlerce adam kalabalıkta

O'sun sen yürüyüp gidiyorsun
Parmağında küçük bir zincir
Bıyıkların yazgı gibidir
Dolmuştan indin gidiyorsun

Anıştırır yüzleri aşklar
Belirsizdir o mu değil mi
Ama orda kalmaz acıların ki
Değiştirir her şeyi, o kılar

Şimdi bir parçasısın artık
Ekmeğin Ankara'nın Türkçenin
Gurbet ezgilerinin her şeyin
Kendisi, küçüğü eşisin artık

 

Cemal SÜREYA







Tüm hakları saklıdır © Copyright 2006-2008

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

5/11/2008 - 'Mustafa' - Ergin Yıldızoğlu

ERGİN YILDIZOĞLU


GLOBALPOLİTİKÜLTÜR
ERGİN YILDIZOĞLU
'Mustafa'
"Mustafa"yi görmedim, görmeye de niyetim yok. Bir "insan" olarak, "gerçek" "Mustafa" hiç ilgimi çekmiyor. Beni ilgilendiren "Mustafa"nın simgesel (anlamlar sistemi içindeki) kimliği. Benim anlamlar sistemime bu kimliğiyle, belli bir tarih yorumu içinde kendisine yüklenen kimlikle, Mustafa Kemal olarak girdi. Bu kimliği olmasaydı Mustafa'dan haberim bile olmayacaktı, sizlerin de... Bu yüzden benim için (sizin için de) bu anlamlar sistemi içindeki varlığı dışında "gerçek" bir "Mustafa" yok. Öyleyse, bir yorumcunun vurguladığı gibi, "şenlenmiş, "kat kat etiketlerinden temizlenmiş" (!), bir başka yazarın işaret ettiği gibi, karşımıza "zaaftan, aşkları, hırsı, sigarası, içkisi, dinden imandan uzaklığı ile" bir Mustafa getirmenin anlamı ne? Kahraman ve uşağı Hegel'e göre "Hiçbir kahraman uşağı için kahraman değildir. Kahraman, kahraman olmadığı için değil, uşak, uşak olduğu için. Kahraman uşağa, kahraman olarak değil, yiyen içen, giyinen, kısacası, ona kendi özeline özgü arzulan, düşünceleri ve gereksinimleri olan bir birey olarak görünür" {Tinin Fenomenolojisi, Oxford, 1977, Miller çevirisi, sf, 404) Bu "siz onu kahraman olarak görüyorsunuz ama aslında böyleydi" "düzeltmesini" Hegel, "kahramanı yargılayan ahlakçı uşağın" tavrı olarak görerek, küçümsüyor. Hatta, kahramanın kişisel özelliklerinin eyleminin, evrenselliğinin karşısına asla konulmaması gerektiğini savunuyor. Çünkü bu "ahlakçı uşak yargısı", kahramanı (eylemleriyle, tarih içindeki konumuyla, uşaktan çok farklı bir yerde duran kahramanı) "tüm etiketlerinden temizleyerek" "etkin özneden" "pasif bireye", tarihsel insandan, gündelik insana indirger, böylece onun anlamlar sistemi içindeki kimliğini yok eder. Simgesel kimliği yok edilen, konuşulamaz hale gelir! "Mustafa"y tarihin ona yüklediği etiketlerden soyutlarsak geriye ne kalır? Biyolojik özelliklerine indirgenmiş bir "arzulayan makine", hepimiz gibi biri. Ne yok olur? Tarihsel "Mustafa" (Mustafa Kemal). Peki, Mustafa Kemal nedir: Cumhuriyeti kuran adam? Etiketlerinden kurtulmuş "Mustafa" ile Cumhuriyeti kuran adam arasında bir ilişki kurulabilir mi? Kurulamaz! Çünkü, Cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal, Cumhuriyeti tek başına kurmamıştır. Cumhuriyet belli kadroların önderliğinde, sınıfların katılımıyla, desteğiyle, belli siyasi fikirlerin, tarihsel akımların, geleneklerin etkisi altında kurulmuştur. Tarihsel "Mustafa" (Mustafa Kemal) tüm bu karmaşıklığın simgesi olarak var olan "kahraman"n adıdır. "Arzulayan makine" olarak, "Mustafa" tabii ki "kendi dehsinin altında yalnızdır", hepimiz gibi. Arzuları gerçekliğin sınırlarını aşar, hepimizinkiler gibi. Her zaman mutsuz ve melankoliktir, metalar dünyasında, kimliği bölünmüş tüm "modern" insanlar gibi, yani hepimiz gibi. Ama bunlar sıradandır, günceldir, bayağıdır. Peki, ama neden ilginçtir ve kimin için? Resmi ve 'gerçek' tarihler... Bunları "düşünürken", "resmi tarih" (bir şeyleri örten tarih) karşısına, bir şeyleri açan "gerçek", "resmi olmayan" tarihi koyma çabalarını anımsadım. Tarih (diğer bir deyişle, geçmişte yaşanmış olgular arasından bazılarını seçerek bunlara bir anlam veren metin) her zaman bir şeyleri (kimi olguları) dışanda bırakır, ancak böyle yaptığında bir "tutarlılık" kazanabilir. Bu yüzden de "resmi tarihe" karşı itiraz, aslında başka bir metni "resmi tarih" yapma talebidir. Başka olguları seçen, başka olgulan dışanda bırakarak yazılan bir tarih talebi... Bu talepse "evrensel" oarn yazılacağı "alanın" ele geçirilmesi, hegemonya altına alınması çabasından başka bir şey değildir. Son derecede siyasi bir çaba... Bugün Türkiye'de evrensel olanın yazılacağı yerin ele geçirilmesine, hegemonya altına alınmasına ilişkin bir savaş sürüyor. Ne yazık ki bu emekle-sermaye arasındaki bir savaş değil. Bu Kürtlerin taleplerinden yana, karşı olanlar arasındaki bir savaş da değil. Bu iki savaş tabii ki var. Ama evrensel olanın hegemonya altına alınmasına ilişkin savaş, bugün bunlar arasında değil, taban tabana zıt iki "hakikat rejimi" (Aydınlanma ve Din) arasında sürüyor. Galip gelen evrensel olanın anlamını hegemonyası altına alacak, belirleyecek. Bu yüzden, bu iki "hakikat rejimi" arasındaki savaşın sonucu, sınıf mücadelelerine, ulusal, etnik hak taleplerine, hatta cinsel tercihlerin özgürleşmesine ilişkin savaşların simgesel evrenini (anlamlar sistemini) de belirleyecek. Aydınlanmanın (içindeki kimi karanlık yanlan unutmadan) "hakikat rejimi" kazanırsa, ulus, sınıf, etnik çıkar, cinsel tercihler vb. gibi kavramlarla siyaset yapılmaya, mücadele edilmeye, "dünyalar" kurulmaya ve yıkılmaya devam edilecek. Bir diğeri (içindeki tüm insani değerlere rağmen) kazanırsa, sınıf, ulus etnisite, "cinsel tercih" gibi kavramlar "evrensel olanın" altında oluşacak yeni söylemde kendilerine yer olmadığını görecekler... "Mustafa" filmi, işte bu "evrensele egemen" olma mücadelesinin içinde ortaya çıktı. Yapımcısı, evrenselin omuzları üzerindeki ağırlığından, çatışan "hakikat rejimlerinin" yargılanndan kurtulamaz. Tarihsel (Cumhuriyeti kuran her şeyin simgesi) Mustafa Kemal'i, tüm "etiketlerinden" sıyırarak insanileştirme (böylece onu "yok etme') girişimi yapımcının hangi "hakikat rejiminin" hegemonya projesinin etkisi altında kaldığını da gösteriyor. Buradaki ironiyi görmemekse elde değil.
erginy@tr.net http://erginyildizoglu.blogspot.com


Tüm hakları saklıdır © Copyright 2006-2008
yok YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

GÜNAY GÜNER (Stockholm-Şubat 2007) (Fotoğraf: Mustafa Sönmez)

Son Yazılar

PATİKA DERGİSİNİN 65. SAYISI YAYIMLANDI.
7 KASIM ... İLHAN ERDOST
'Mustafa' - Ergin Yıldızoğlu
Oğuz Tansel'i Anıyoruz.
Cehalet vurdumduymazlık maskesi takmış, ülkenin afakını sarmış,
"OĞUZ TANSEL YAZIN ÖDÜLÜ" İÇİN BAŞVURULAR BAŞLADI!
5. KUŞADASI ÖYKÜ VE ŞİİR GÜNLERİ 8-10 EKİM TARİHLERİ ARASINDA YA
BENİM KÖYLERİM
XV. ULUSLARARASI KIBATEK EDEBİYAT SEMPOZYUMU - EDEBİYATTA DENİZ
ÇAĞDAŞ TÜRK DİLİ DERGİSİNİN NİSAN SAYISI YAYIMLANDI.
BASIN AÇIKLAMASI
Özdemir İnce - 27.02.2008
Sayın Haydar Ergülen'e Mektup
Şair ve İktidar
ERZİNCANLILAR ANSİKLOPEDİSİ
KÖY ENSTİTÜLERİ VE ÇAĞDAŞ EĞİTİM VAKFI'NDA mUSTAFA NECATİ VE
IŞIK KANSU'NUN YENİ KİTABI "AKASYALI SOKAKLAR" YAYIMLANDI.
Oğuz Tansel Anıldı.
"Bir Demet Özlemsin Gürhan Uçkan'ın Anısına" adlı kitap yayı
AKADEMİ GÖKYÜZÜ DERGİSİNİN YENİ SAYISI

Kategoriler

Arkadaşlarım